Hedef: Land Rover Defender

Yeni bir aşk daha. Land Rover Defender sevdası. Off road tutkusu zaten vardı ama tam şekillenmemiş idi. Şimdi ise hedefim belli. 110luk Land Rover Defender. Dizel olsun, hidrolik direksiyon olsun ama en önemlisi siyah olsun be. Aslında 130lukları çok daha karizmatik hatta benim gözümde en kral mercedesten, auididen daha kral dursa da arazide uzun şase sıkıntı olacaktır. Tabi land roverımız var diye onunla dalarız sağa sola, kalırız karizma çizilir.

87-92 model aralığı ilan sitelerinde bol bol olan bu arazi canavarından almak hayalim. Bakımsız masraflı olanları 6-7 binden başlıyor. Hazır tamirat görmüş olsun dersen 20bini gözden çıkarmak gerekir. Vinci de olacak, alüminyum iç döşemesi de.  Ama en önemlisi benim de bir tane olacak sonunda… İşte aşk….

Land Rover Defender Nedir Ne Değildir: (Yeni modeller için özellikler bunlar, eskileri de pek farklı sayılmaz )

 

Station
Wagon
AĞIRLIKLAR (kg)
Azami Yüklü Ağırlık 3050 3050 3050 3050
Boş Ağırlık 1875 1920 1920 2020
Yük Kapasitesi 1175 1130 1130 1030
BOYUTLAR (mm)
Toplam Boy 4438 4631 4599 4599
Toplam Genişlik 1790 1790 1790 1790
Yükseklik 2055 2052 2049 2035
Aks Açıklığı 2794 2794 2794 2794
İz Genişliği (Ön/Arka) 1486 1486 1486 1486
PERFORMANS
Geçilebilir Su Derinliği (mm) 600 600 600 600
Asgari Dönme Yarıçapı (m) 6.4 6.4 6.4 6.4
Azami Tırmanma Açısı 45 45 45 45
Zemin Yüksekliği (mm) 215 215 215 215
Oturma Kapasitesi 2-3-11 2-3 2-3-11 9-10-11-12
Genel özellikler:
ƒ 2.5 litre 4-silindir turbo dizel TDI motor
ƒ 5 hızlı manuel şanzıman
ƒ 2-hızlı transfer kutusu ve merkezi difransiyel kilidi
ƒ Daimi 4 çeker sürüş
ƒ 3,500kg’a kadar çekme kapasitesi
ƒ Ön ve arka rijit aks ve helezon yaylı süspansiyon sistemi
ƒ Kapalı kutu kesitli şasi çerçevesi

Dünyanın En Büyük Böceği: Phobaeticus Chani

Böcekler ve örümcekler küçük oldukları sürece pek korkutucu olmazlar. Ama boyuları büyüdükçe, zararsız olsalar bile korkutucu gelebiliyorlar. Peki ya dünyanın en büyük böceği ne kadar korkutucu olabilir ki?

Endonezya’nın Borneo adasında dünyanın en büyük böceği bulundu. İngiliz bilim adamları, Endonezyalı bir köylü tarafından bulunan böceğin 56,6 cm olduğunu belirttiler. Neredeyse bir insan kolu uzunluğundaki böcek, daha önceki rekorun sahibi, Malezya’da bulunan ve “P. serratipes” adı verilen böcekten daha uzun.

Sadece gövdesi 35,7 cm gelen böcek, bacakları olmadan, “P. kirbyi” adı verilen ve yine Borneo’da bulunan böceğin rekorunu da elinden aldı. Bacakları dalı andıran böceğin daha çok bambu filizinde yaşadığı, yumurtalarının ince kanatlara sahip olduğu, böylece bir ağaçtan diğerine kayabildiği belirtildi. Bir köylü tarafından bulunan böceğin yerel böcek bilimci Datuk Çan Çev Lun’a teslim edildiği ve araştırmaların ardından böceğe “phobaeticus chani” (Çan’ın süper çubuğu) adı verildiği açıklandı.Böylece “phobaeticus chani” yaşayan en büyük böcek olarak rekorlar kitabına resmen girdi. Böcek, Londra’daki Doğal Tarih Müzesi’nde görülebilecek.

Yalnız Olmak mı, Yalnız Kalmak mı?

Her şeyden kaçmakla başlıyor her şey. Aslında yalnızlık değil bunun sebebi, yalnız olmak. Bir seçim. Yalnızlığı seçersiniz. Ya da yalnız kalırsınız. Herkesin, kalabalığın, coşkunun, hayatın belki de mutluluğun tam da ortasında yalnız kalırsınız. Ya da çoktan yalnız olmayı seçmişsinizdir. Bir paragrafta bile bu kadar iç içe olabilen bu iki şey o kadar farklı ki birbirinden. Ama aynı zamanda o kadar iç içe…

Düşünüp durursunuz, yalnız olmayı seçtik ya, ya da yalnız kaldık ya… Bol bol vaktiniz vardır düşünmeye. Çünkü halen yalnız değilsinizdir. Kendi kendinizle yeni bir dünyada buluşursunuz. O unuttuğunuz kendinizle, en güçlü, en özel şey ile… Yani kendinizle…

Onun kadar kimse üzemez sizi başka, ya da onun kadar kimse mutlu edemez. Onun üstüne kimse yoktur. İşte yalnızlık böyle bir şeydir. O güçlü şey ile baş başasınız artık.  İster savaşın isterseniz sevişin, hiç fark etmez. Onu kandıramazsınız, ondan kaçamazsınız. İşte yalnız olmak budur. O güç ile birlikte aynı yerde olabilme gücüdür.

Gelelim yalnız kalmaya… İşte yalnız kalmak da bunun tam tersidir. Bir terk ediliş, bir düşüştür. İşte o zaman kaçamadığınız o güç ile berabersiniz şimdi. Yani kendinizle. Ama yalnız olmak yerine yalnız kaldığınız için, kaçmak istersiniz. Kendinizi kandırmaya devam edersiniz.

İşte hep iç içe, arasındaki o ince çizgiyi yakaladınız mı? Yalnız kalmakla baş edebilirsen, yalnız olmayı becerebilirsin.

Şimdi geçmişten bahset kendine, o hiç kimse ile konuşamadığın, en gizli anlarını taşıdığın  geçmişinden bahset kendine. Mutlu musun? Huzur mu doluyor için. Suçluluk mu duyuyorsun, yoksa onu mu suçluyorsun?  Hayır onu suçlama. Çünkü şu anda kendine bir savaş halindesin, başka kimse yok bu savaşta. Sen ve sadece sen var.

Bir çıkmaz sokak gibi bu savaş. İlerisi yok, gerisi var. Ya geri döneceğim, ya da duvara çarpa çarpa öleceğim. Gittiğim yolları süsleyen o renkli çiçekler yok şimdi. Sadece kaldırım taşlarının soğuk ve paslı rengi var. Tekdüze sıralanmış akıp gidiyor yanı başımda. O çiçekleri ya ben soldurdum, ya da soğuktan soldular. Bir gereksiz rüzgar da alıp süpürdü yolumdan. Halbuki renksiz dünyamın rengiydi onlar. Gittiklerinden beri yürüyesim bile gelmiyor bu yağmurlu sokaklarda. Gözlerim kaldırım taşlarında kalıyor, onları boş gördükçe enerjim tükeniyor.

Oturuyorum şimdi soğuk bile olsa. Yağmur mu yağıyor? Ben alıştım ıslanmaya. Sert rüzgarlar mı? İşlemez onlar bana. Sadece sana işledi o rüzgarlar. Ben sana da işlemez sanıyordum. Ama sen cansızdın, tutunamadın soğukta.

İşte ben bu sokaklarda yalnız yürüyorum, yalnız olmak yaptığım. Çiçeklerin kokusu ise halen zihnimde…

FTP ve Kullanımı

Internet ve bilgisayar dünyasıyla haşır neşirseniz, bir şekilde bu 3 harf ile karşılaşmışsınızdır: FTP. Yani file transfer protocol-dosya transferi protokolü. Bu protokol, iki bilgisayar arasında dosya alışverişi için kullanılan bir nevi arabirimdir. Bir bilgisayardan diğerine dosya göndermek için, ftp programı aracılığı ile diğer bilgisayara bağlanırız ve dosya gönderimi işlemini tamamlarız. Olay bundan ibarettir. Gelelim detaylı bilgilere.

FTP için neye gerek vardır?

  • Bağlanılacak bilgisayarın internet-ağ üzerindeki adresi.
  • Bağlanabilmek için kullanıcı adı ve şifre.
  • Bağlanılacak bilgisayarda ftp sunucusu yani server.
  • Bağlanmak için kullandığımız bilgisayarda ftp istemcisi ya da programı.

FTP Server

FTP sunucusu olarak kuracağımız bu program, bağlanacağımız yani karşı bilgisayar olarak göreceğimiz bilgisayar üzerinde yüklenmelidir. Bunun için size bedava sunucu yazılımı olan FİleZilla Server önerebilirim. http://filezilla-project.org/download.php?type=server adresinden ücretisz olarak download edebilirsiniz. Ftp server kurduğunuz bilgisayarda kullanıcı adı ve şifre tanımlaması yaparak uzaktan erişim sağlayabilirsinizç

FTP Programı

Yine bunun için size FileZilla önerebilirim. http://filezilla-project.org/download.php?type=client adresinden download edebilirsiniz. Bu verdiğim linkleriden birisi client yani yerel pc, diğeri de remote yani uzaktaki pc için kurulum yapılacak. Karıştırmayın. Bu programların ayrıntılı kullanımlarını vermeyeceğim. Filezilla sitesinden kullanım ile ilgili daha detaylı bilgi bulabilirsiniz. http://filezilla-project.org/ adresi de bu.

Filezilla tamamen ücretsiz bir projenin ürünüdür. Bu yüzden bedava bir şekilde download edebilir ve kullanabilirsiniz. Bunun dışında alternatif programlardan örnekler vereyim:

CuteFTP: Biraz daha detaylı ve profosyonel bir ftp programı. Çoğu özelliği barındırıyor. Fakat ücretli. Site: http://www.globalscape.com/downloads/

SmartFTP: Bu da iyi bir program. Fakat ücretli. Site:http://www.smartftp.com/

FTP Explorer: Bu yazılımı hiç kullanmadım fakat diğer bir alternatif. Site:http://www.ftpx.com/download.aspx

Gökkuşağı Nedir?

 

gokkusagiTürk filmlerine bile konu olan gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlalarında veya sis bulutlarında yansıması ve kırılmasıyla meydana gelen ve ışık tayfı renklerinin bir yay şeklinde göründüğü meteorolojik bir olaydır. Gökkuşağında görülen yedi renk; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, turkuaz, mavi ve mordur.Tipik bir gök kuşağı kırmızı, turuncu, yeşil, mavi ve mor renklerinden meydana gelen bir renk sırasına sahip bir veya daha fazla aynı merkezli arklardan ibarettir. En çok rastlanan çeşidi ilkel (birinci) gökkuşağıdır. Bu çeşidin merkez açısı 42° civarındadır ve kırmızı renk dış tarafa, mor renk iç tarafa isabet eder. Bazen ışığı daha zayıf merkez açısı 50° civarında olan tali (ikinci) gökkuşağına da rastlanır. Bunda renk dizilişi diğerinin tersidir. Bu renk dizilişleri bazen başka anlamlar çıkarmak için kullanılsa da aslında sadece bir doğa olayıdır. Bunların haricinde sadece dar kırmızı veya kırmızı-yeşil renk bantlarından müteşekkil küçük kuşaklar da görülür ve bunlar birinci gökkuşaklarının iç tarafında ve ikincilerin dış tarafında bulunurlar.

Gökkuşakları; ışık ışınlarının yağmur damlaları ve sis tanecikleri tarafından kırılması, yansıtılması ve dağıtılması ile meydana gelir. Büyük damlaların meydana getirdiği kuşaklar en parlak ve renk ayrılması en belirgin olanlarıdır. Küçük yağmur damlalarının meydana getirdiği kuşaklar ise daha zayıf ve daha geniş olurlar. Bunun en tipik örneği sis kuşağı olarak da isimlendirilen ve sis bulutu veya buğusu tarafından meydana getirilen beyaz kuşaklardır. İki kişide baktığında aynı gökküşağını göremez. İki kişi de farklı bir gökkuşağı görecektir.Çünkü yağmur damlaları sürekli yer değiştirdikleri için görünüşü de Okumaya devam et “Gökkuşağı Nedir?”

Hastalıklar Neden Çoğaldı

Son yıllarda dünyayı etkileyen bir sürü hastalık çıktı. Deli dana, kuş gribi, kırım kongo kanamalı ateşi ve en son olarak domuz gribi. Bütün bu hastalıklar bütün dünyayı korkuttu, yerinden oynattı. İnsanlar tedirgin oldu. Çare bulunamadı. Çare bulunamadı çünkü bütün bu hastalıkların nereden geldiği hep belliydi. Bunlar benim şahsi düşüncelerim. Bu söyleyeceklerime inanıp inanmamak sizin seçiminiz.

İlk önce deli dana ile karşılaştık. Kırmızı et tüketemez olduk. Et fiyatları dibe vurdu. Sebebi ise gayet basitti. Hayvanlara kendilerini yedirdik. Sığırlara kendi etlerinden yedirdik. Onlar da delirdi. Sonra Kuş gribi patlak verdi. Hayvanları telef ettik. Yumurta bile yemedik. Tavuk kelimesini lugatımızdan siliyorduk neredeyse. Sonra bir kene davası çıktı. Kır insanı olan halkımız piknikleri bırakın sahile gidemez oldu. Ve en son dalga. Domuz gribi. Domuz çiftliklerinden yeni çıkmış, taze. Daha ne olacağını, insanlığı ne kadar etkileyeceğini bilmiyoruz. Tek alabileceğimiz önlem ise termal kamera. İnsanlarda ateş yaptığı için böyle tespit etmeye çalışıyoruz.

Peki bütün bunların sebebi ne? Tabi ki insan. Sen doğaya verdiğin zararı böyle geri alıyorsun ey insan. Halen farkına varamadın mı. Kirletmediğin bir yer kaldı mı? Dağ başlarından ormanlara, denizlerden ovalara her yerde insan eli. Ve de insanın olduğu yerde kirlilik. Sonuç mu? Ortada. Mutasyona uğrattığın hayvanlar her geçen gün sana yepyeni olmasa bile daha farklı varyasyonlarda hastalıklar üretiyorlar. Sen de baş edemiyorsun. Ama halen akıllanacağımız yok. Çevreyi kirletmeye devam ediyoruz. Bunlar da bize hastalık olarak geri dönüyor. 

Gelecekte ise bizi daha yeni hastalıklar bekliyor. Bundan eminim. Bakalım bir dahaki dalga ne olacak.Hangi hayvanın adını koyacağız bir dahaki hastalığa…

Atık Kağıt Nedir? Atık Kağıt Kullanımı

Hergün tonlarca kağıt harcanıyor ve bunun büyük kısmı kullanıldıktan sonra çöpe gidiyor. Bu böyle devam ederken bir yandan da hergün tonlarca ağaç kesiliyor ve kağıt haline dönüştürülüyor. Bu süreç böyle işlerken biz ormanlarımızın yok olmaması için hiçbir şey yapmıyoruz. Geri dönüşümü tam yapıyor muyuz? -Hayır. Peki kestiğimiz ağaçların yerine ağaç dikiyor muyuz? -Hayır.

Durum böyle vahim bir hale gelmişken ben de üzerime düşeni yapmak istedim ve burdan tüm okuyuculara seslenmek istedim. Atık kağıtlarınızı çöpe atmayın. Aslında biraz daha geriye dönersek kağıtlarınızı verimli kullanın. Her iki tarafını da kullanın mesela. Sorunla baş etmenin yolu problemin köküne inmektir. İlla bu kağıt denen şeyi kullanacaksak, yapabileceğimizin en iyisini yapalım ve verimli kullanalım. Sonra işimiz bitince çöpe atmayalım. Bunları biriktirelim ve geri dönüşüm noktalarına teslim edelim. 

Geriye dönüp baktığımda aslında çevre bilincinin ve geri dönüşüm kavramının insalarımıza hiç yerleşmediğini hatta bu inancın gerilediğinin farkına vardım. Çocukluğumda TEMA vakfının daha çok gönüllüsü vardı mesela. Ya da başka ve daha ilgili bir örnek vereyim. Ben orta okuldayken ilçemizde atık kağıt toplama kampanyası düzenlenmiş ve en çok atık kağıt getirenler tatile yollanmıştı. O zaman küçük ilçemizde tonlarca kağıt toplanmış, en azından bir kaç ağacın kesilmesine engel olunmuştu. Şimdi ise herşey daha güzel olması gerekirken, aslında daha kötü.

Eskiden bu konuda bilgi alabileceğiniz yerler kısıtlıydı ve geri dönüşüm noktası çok azdı. Şimdi ise şehirlerde her yerde geri dönüşüm kutuları var.

Peki Şimdi Ne Olacak?

Öncelikle bu konuda biraz daha bilgilenelim.

Atık Kağıt Nedir?

Atık kâğıt herhangi bir kullanım alanında fonksiyonunu tamamlayan ve atılan her türlü kâğıt, karton ve mukavvalara atık kâğıt denilmektedir. Bu kapsamda, her ne kadar son kullanım yerine gönderilmemiş olsa da, kâğıt fabrikalarından çıkan kopuk kâğıtlar, dönüşüm sırasında çıkan kırpıntı kâğıtlar ve gazete Okumaya devam et “Atık Kağıt Nedir? Atık Kağıt Kullanımı”

Nano Teknoloji Nedir?

Hep bir nano kelimesi duymaya başladık.Nano teknoloji ürünü…Peki bu kadar önemli mi bu nano teknoloji?

Ya da şöyle soralım.Ne işimize yarar bu nano teknoloji?

Aslında birçok şeye yarıyor ama bunlardan en önemlileri elektronik ürünlerde,tıp alanında, inşaat sektöründe kullanılması.

Her geçen gün geliştirtirilen bu teknoloji ile bir çok yenilik de hayatımıza giriyor.

Kir tutmayan yüzeylerden,su geçirmez kumaşlara sürtünmeyi azaltamaya yarayan daha gelişmiş yağlardan,en yeni güvenlik ekipmanlarına kadar bir sürü alanda kullanılıyor.

Okumaya devam et “Nano Teknoloji Nedir?”