Fotoğrafçı Kevin Carter

Kevin Carter… Hani şu meşhur fotoğraf var ya, Birleşmiş Milletler kampına gitmeye çalışan bir çocuk ve arkasında onun ölmesini bekleyen akbaba…İşte o fotoğrafı çeken adam.

Bir fotoğraf her şeyi anlatabilir mi sorusuna en iyi yanıt bence. Tabi bunu yaparken her ne sebepten -dolaylı ya da direkt- olursa olsun kendi hayatını feda etmiş adam diyebilirim. Hikaye tanıdık. Kevin Carter bu fotoğrafı çekerek Pulitzer Fotoğraf ödülünü kapıyor ve bu kare çok ama çok meşhur ediyor adamı. Ün, para, şöhret… Aynı zamanda afrikalı çocuklara giden yardım da artıyor bu kare ile. Ama hiçbiri kesmiyor onu. O, o çocuğu orada görüntüledikten sonra gerçek anlamda işini yapıp gerisine karışmıyor. Gereğinden fazla profesyonel bir tavırla sadece fotoğraf çekiyor. Çocuk ölüyor tabi. O da her ne üne kavuşursa kavuşsun dayanamayıp kendi arabasının egzost gazında kendini boğarak 27 Temmuz 1994’te kendini öldürüyor.

Aslında farklı yorumlar var. Kimilerine göre bir kurmaca senaryo çocuğun ve akbabanın orada olması, kimilerine göre çocuğun ölmesine izin vermek fotoğrafa daha fazla değer kattı kimileri ise o çocuğun gerçekte ölmediği savunuyor. Ama her ne olursa olsun bu kare her şeyi anlatıyor. Ve o sanatçı bu rezilliğin bu sefaletin ona verdiği paraya, şana şöhrete dayanamıyor. Kabullenemiyor. İster kahrından ister keyfinden olsun. Kendini öldürmekte buluyor çareyi.

İşte o adam Kevin Carter. Bir kare ile hayatı değişen adam. Ya da çektiği kareyi hayatıyla değiştiren adam…