Benden Yazılar Artık Başka Yerde…

BLOGUzun zamandır kişisel yazılarımı yazdığım bölüm olan ” O benim dünyam” bölümü yazılarına artık buradan son veriyorum. Bundan sonra bu bölüme ait olan kişisel yazılarımı başka blogum olan http://www.sadesoda.com  adresinde yazmaya devam ediyorum.

Halen usanmadan sıkılmadan yazdığım kişisel zımbırtıları okumak istiyorsanız http://www.sadesoda.com/ adresini ziyarete bekliyorum. Zımbırtı falan demeyin siz gelin yine de :)

Bulutlarda Yaşarım

Yükseklerde olmak kaygısıyla yaşamadım hiç. Alçakları kendime yakıştıramadığım da oldu ama yükseklerde hiç gözüm olmadı. Sadece bulutlarda yaşarım işte bu yüzden. Gözümün alabildiğine bir mavilik. Güneşime hep yakın olduğum evimdir bulutlar. Tertemiz havamı sigaramla kirlettiğim de oldu. Yağmurlarla toprağa indiğim de. Biraz nem kapıp buharlaştığım da oldu benim. Ama evimdir yine de bulutlar.

Sessizliğimi dinlerim kendi dünyamda. Aldırış etmeden, yaşama gayreti göstermeden. Sorarsan bana “Hayattan beklentin nedir?” Sana vereceğim cevap çok basittir aslında: ” Bir beklentim yok”. Çünkü bulutlarda yaşarım ben aslında. Kimsenin kirletemediği kendi dünyama, sokmak istemem hiçbir şeyi kolay kolay. Pamuklar üstünde durur hayatım. Bazen sevdiğim bir kitap, bazen sevdiğim bir dost bazen de sıkılıp kaçacağını bildiğim bir sevgili. İşte bembeyaz fon üzerinde apaçık ve sade bir şekilde durur bütün bu güzellikler.

Yüksek binaların pencerelerinden bakmamı isteme benden. Şehrin gürültüsü, tozu toprağı. O yükseklerde gözüm olmadı asla. Pamuklarda benim evim. Maviliğin içinde süzülen, gök kubbeye görünmez halatlarla bağlı pamuklar işte. Kafamı çevirmem gerekemez kötülüğe, çirkinliğe. Bembeyaz perdemin ardından bazen bir karartı olur geçer bunlar.

Yalnızlıktır benim evim aslında. Kendi kendimin misafiri olduğum dünyamda bir mülteci yaşantısı sürerim. Bazen sevdikleri için göç etmeye zorlanmış biri kadar mahkum, bazen de geride hiç bir şey bırakmamış, gemileri yakmış bir tayfa.

Hepinizin dediği gibi aslında.Hayat bana güzel. Güzel olan, hayat denen şey, anlaşılmayı beklemek dediğimiz zaman dilimiyse eğer, şu sözle karşılık vermek isterim elbette: ” Ben güzele güzel demem güzel benim olmadıkça”…

Bazen…Gemileri Yakmak Gerekir Bazen…

Arkaya dönüp bakmak bile işime gelmiyor şimdi. Sığ sularda yüzdürmeye çalıştığım gemileri görüyorum sadece. Ne ileri gidebilmiş ne geri dönebilmiş. Parçalanmış güvertelerde sessiz çığlıklar… Aslında biliyorum bütün bunların sebebini. Bu kadar zorlamaya ne dayanabilir ki. Hani o “bazen”ler vardır ya. İşte en önemli bazen de budur: Bazen… gemileri yakmak gerekir bazen…

Dalgasız deniz durgun aldatır inanma demiş ya. Aynen durum bundan ibaret.

Ne kadar ileri geri varsa o kadar gel git vardır işte. Kendini ye bitir. Ne fayda. O durgun sularda çok gezmekle olmuyor artık işte kabullen. Yak gel gemilerini be nuri. Ayağın biraz karaya bassın. Yanan gemiler olsun. Dumanı ciğerinde gezsen de silinir be izleri zamanla.

Güçlü Olmak Mı?

Güçlü olmak çok mu zordur bu hayatta? Ya da güçlü durabilmek sana yüklenenler karşısında. Dim dik ayakta durabilmeye çalışmak. Bunun için çaba sarfetmek. Ya da en iyisi kendini salıvermek kulaklarında güzel bir şarkının solo kısmı varken. Sonra usul usul yeniden başlayan sözleri dinleyerek ayağa kalkmaya çalışmak. Herşeyi boşver sen kendinle güçlüsün diyebilmek midir hayatta kalmak?

Sorular sorup duruyorum kendime yine. Cevabını bilmeden, belki de en önemlisi bilme gereği hissetmeden yaşama tutunmak safca en iyisidir. Unutmaya çalışıyorum bazen de. Kendimi su üstünde yüzen bir yaprağa benzeterek. Usulca kayıp gidiyorum bata çıka. Bazen ıslanıyorum dalgaların hırçınlığında, bazen de güneşlenip kuruyorum sararsam da. Sigaramdan derin bir nefes daha çekiyorum.

Huysuz bir adam oldum sanki. Yüzüm asık, kafam bulanık. Seni düşünürüm sadece, acaba ne yapar şimdi diye. Deliririm elimden bir şey gelmez. Bu deli gönül bir ele hasret sadece. Uzansam sadece tutar mı yoksa sarılır bırakmaz mı diye düşünmek yoruyor beni. Güvercinim demek de istemem sana. Belki kanatlanıp uçmaya kalkışırsın diye. Uçanlar kanat çırptıkça havalanır. Uzaklaşır.Geri yere konacağın kesindir bilirim ama rüzgarlar alır götürür seni uzaklara. Sadece seyrederim uçuşunu. Rüzgar yüzüme vurdukça kanatlarını hissederim tenimde.

Dik durmak yoruyor beni dedim. Bu rüzgarlar beni yıkacak gibi. Yine içimden geliyor kendimi salıvermek yere. Ben yeşilliklere aşığım, sarıp sarmalar beni çünkü. Tek isteğimdir uçmadan ait olduğum yerde, yerde seninle olmak. Ne sen buraya aitsin ne de ben göklere aitim. Bırak kanatlarından aşağı süzüleyim. Belki çakılırım belki yavaşça konuveririm yer yüzüne. Sen beni düşünme hiç, çırp kanatlarını özgürce. Şimdi uzaklardasın ya, gözünde küçücük bir taneyim.

Parıltı Varsa Bu Dünyada Senden Güzel Mi Var?

Parıltılar azalmaya başladı yolun sonundayım derken, bir meleğin kanatlarında uçar bulursun kendini bazen. Düşmekten korkmadan yükselirsin göğe. Rüzgarı yüzünde hissede hissede. Ne karanlık umrundadır ne de yolun sonunda olman. Sadece uçmaktır bazen yol. Ya da düşmeyi göze alabilmektir.

Ne yapacağını bilmeden yaşayabilmek, hiçbir şey yapmadan yaşamayı ezberlemekten iyidir tabiki de. Umutsuzluğu bile tatlıdır parıltıların.

Hem uzak hem yakın parıltılardır seni hayata bağlayan belki de. Yaşadığını hissetmektir işte o zaman. Gülmeye ihtiyacın vardır belki. Gerçek gülüşlere. Yüreğinin olduğunu tekrar hatırlaman gerek.

Beklemek bile güzel gelir herşeye inat. Kalabalığın içinde bekler bulursun kendini. Kimseye aldırış etmeden beklemek. Kendine bile.

En ufak bir parıltı bile varsa, bu dünyada senden güzel mi var?

Vezirköprü Kunduz Offroad Oyunları 2-3 Haziran 2012

Bu yıl 3.sü düzenlenecek olan Kunduz Offroad Oyunları’na hepiniz davetlisiniz.

Vezirköprü Offroad Kulübü olarak bu yıl 3.sünü düzenleyeceğimiz Offroad yarışları, aynı zamanda Karadeniz Kupası’nın 3. ayağı. Bol bol çamur, birbirinden zor engeller, heyecanlı dakikaların yanı sıra eşsiz doğasıyla Kunduz Ormanlarımız da misafirlerini bekliyor.

Daha detaylı bilgiyi http://www.veziroff.org sitemizden ya da http://www.facebook.com/veziroff dacebook sayfamızdan alabilirsiniz.

2 Haziran Cumartesi günü çeşitli aktiviteler ve kamp olacaktır. Gece müzik grubu+dj eşliğinde canlı müzik de dahil…

3 Haziran Pazar günü de yarış ve ödül töreni vardır.

Buradan bütün macera severlere açık davet. Hepinizi bekliyoruz…

 

Doğum Günün Kutlu Olsun

Doğum günün kutlu olsun… Aslında bunları direk sana söylemek vardı aklımda. Ama senin aklında bazı şeyler olmadığı için olmayacak sanırım.

Hani susmak gerektir bazen diye. Ama susamaz insan. Kendisiyle konuşur durur. Kendimle çok konuşur oldum sanki. Çok sorular sorar oldum. Cevabını bilmediğim için unutmaya çalıştığım sorular.

Hatırlayacağımı bile hatırlamayacağın şeylerden birisidir belki de. Belki de tam tersidir. Belki hayal kırıklığı belki bir susma nedeni dahadır.

Susmak gerek bazen… İyi geceler dünya. Sabah buluşuruz sessizce yine…

Yine Kar…

“Kendimi bildim bileli böyle soğuk görmedim.” Bize özel bazı kalıplaşmış düşünceler vardır aslında. Her şeyi biliriz mesela. Ya da kaç yaşında olursak olalım acayip bir hayat tecrübemiz. Kar yağdığında da aynı muhabbetler döner hep. Der ki birisi “Bu yaşıma kadar böyle kar yağdığını görmedim.” İş güç olmayınca insan düşünmeden edemiyor. Şimdi bu amca 60 yaşında olsa ve her sene aynı cümleyi tekrar ediyorsa şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya: Her sene kar bir öncekinden çok yağıyor. 40 sene önce 20 cm yağdıysa sonra 21 sonra 25 falan filan. Düşününce de şimdilerde bu hesaba göre bir 2-3 metre kar yağması lazım. Ama ne hikmetse halen kapılarımızı açtığımızda kapının önüne çıkabiliyoruz.

Bir de yükseklik takıntısı vardır bizde. Kar yağınca şöyle yağar: 10 cm yağar,20 cm yağar, 30 cm de yağar. Sonraki 30-60 cm arası bölge sabittir: Yarım metredir. Yarım metreyi geçen kar 70-80 cm olsa da 1 metre kar olur.

Her kar yağdığında arabası olanlar kar lastiği almaya kalkışırlar. İyice araştırılır. Fiyat sorulur. Sonra küçük bir kısmı bu isteği yerine getirir. Çoğunluk ise zaten kış bitti seneye alalım der. Ve bu şekilde senelerini geçirir.

Eller ceplerdedir yine. Dengeyi kaybetdip düşmek kolay olsun diye. Bayanlar da bir elde şemsiye bir elde çanta, zor dururlar ayakta.

Bir de kar kalabalığı vardır akşamları. Genç, yaşlı, bayan, erkek sokaktadır. Kara basmak, iz yapmak için. Kar, kartopu veya kardan adam (ergen erkekler için kardan kadın, çılgın gençler için kardan ıvır zıvır) yapmaya elverişli ise bilimum faaliyetler içerisine girilir.

Gecenin sonunda eldivenler ıslanmıştır. Ayakkabılar da buz kesmiştir. Eller ayaklar donmuştur. Soba ya da radyatör kenarında erimeye bırakılmıştır. Uyku zaten bastırmıştır. Kendi kendine iyi geceler iyi uykular mesajı verip-alma işlemi bir sigara eşiğinde yapılarak uyuma işlemine geçilir.

Ha bu arada anlatacak birini bulduysanız geçen sene ya da önceki sene karda nasıl maceralar yaşadığınızı anlatabilirsiniz. Ballandırmak dallandırmak serbest…. Not: Palavra-atış serbest…