Bulutlarda Yaşarım

Yükseklerde olmak kaygısıyla yaşamadım hiç. Alçakları kendime yakıştıramadığım da oldu ama yükseklerde hiç gözüm olmadı. Sadece bulutlarda yaşarım işte bu yüzden. Gözümün alabildiğine bir mavilik. Güneşime hep yakın olduğum evimdir bulutlar. Tertemiz havamı sigaramla kirlettiğim de oldu. Yağmurlarla toprağa indiğim de. Biraz nem kapıp buharlaştığım da oldu benim. Ama evimdir yine de bulutlar.

Sessizliğimi dinlerim kendi dünyamda. Aldırış etmeden, yaşama gayreti göstermeden. Sorarsan bana “Hayattan beklentin nedir?” Sana vereceğim cevap çok basittir aslında: ” Bir beklentim yok”. Çünkü bulutlarda yaşarım ben aslında. Kimsenin kirletemediği kendi dünyama, sokmak istemem hiçbir şeyi kolay kolay. Pamuklar üstünde durur hayatım. Bazen sevdiğim bir kitap, bazen sevdiğim bir dost bazen de sıkılıp kaçacağını bildiğim bir sevgili. İşte bembeyaz fon üzerinde apaçık ve sade bir şekilde durur bütün bu güzellikler.

Yüksek binaların pencerelerinden bakmamı isteme benden. Şehrin gürültüsü, tozu toprağı. O yükseklerde gözüm olmadı asla. Pamuklarda benim evim. Maviliğin içinde süzülen, gök kubbeye görünmez halatlarla bağlı pamuklar işte. Kafamı çevirmem gerekemez kötülüğe, çirkinliğe. Bembeyaz perdemin ardından bazen bir karartı olur geçer bunlar.

Yalnızlıktır benim evim aslında. Kendi kendimin misafiri olduğum dünyamda bir mülteci yaşantısı sürerim. Bazen sevdikleri için göç etmeye zorlanmış biri kadar mahkum, bazen de geride hiç bir şey bırakmamış, gemileri yakmış bir tayfa.

Hepinizin dediği gibi aslında.Hayat bana güzel. Güzel olan, hayat denen şey, anlaşılmayı beklemek dediğimiz zaman dilimiyse eğer, şu sözle karşılık vermek isterim elbette: ” Ben güzele güzel demem güzel benim olmadıkça”…

Bir Cevap Yazın