Pamuktan Bir Gece…

Pamuklar düşüyor şimdi yerlere. Hiç kirlenmeden bembeyazlar halen. Biraz sert biraz yumuşak. Çok soğuk belki ama bir o kadar kristaller. Gecenin karanlığında beyazlığıyla ışıldıyorlar. Soğuğa aldırmadan içinde kaybolmayı göze alabiliyorsan bulutlar üstünde bir yolculuğa çıkarıyorlar şimdi seni. Tane tane beliriyor yüzünde. Küçük ışık taneleri gibi vuruyor tenine. Sadece birazcık ıslaklık hissedebildiğin. Küçük bir rüzgarda yeniden ve yeniden uçuşan kar taneleri artık dünyam. Ne sevgi ne aşk ne nefret ne üzüntü. Bir garip heyecan yaşadığım. Ne bir rüya ne de bir gerçek. Masallar ülkesinde hayat kadar gerçek bir gece…

Bütün hayallerimi serdim bulutlar üstüne şimdi. Kızgın kum sıcağındaki kadar yakıcı değil artık seraplar. Sadece uçuşan kristal tanelerinin havalandırdığı toz bulutu. Yolun tam ortasında çizgilerim belli olmadan yürüyorum sadece. Kalabalığın içinde bir başına yürümekten bir farkı yok adeta.

Şimdi bir kelebek gibi hafifim. Kanatlarımı çırptıkça daha bir beyazlaşan tabiatıma bir o kadar yabancı renklerim var. Beyazlar arasında parıldayıp duruyorum mavilerimle, yeşillerimle, kırımızılarımla gökkuşağından küçük bir esinti gibi.

En sonunda yavaşlıyorum karaya oturmuş bir gemi gibi. Birileri var ıssız güvertemde. Terkedilmişlikten çok daha ağır. O kadar ağır ki biraz daha batıyorum beyazlar içine. Soğuk denizin köpüren beyazları sandıklarım beni donduran kristaller sadece.

Dedim ya ne gerçek ne yalan, ne hayat ne de rüya. Uyanmayı beklerken daha bir öldüğüm derin bir uykudayım şimdi. Sonsuz tane farklı kristalin içinde…

Bir Cevap Yazın