Susmak Mı Konuşmak Mı?

Susabilmek zordur bazen. Dayanırsın, kendini sıkarsın. Ama o bastırdığın bütün konuşmalar, freni boşalmış bir kamyonun duvara çarpması gibi zihin duvarlarına çarpar bir anda. Dışarı çıkmak için zorlar seni. Ama o acıyı yaşasan da susarsın bazen. O anlatmıştır belki de bize bunu. O tanıdığım hem de çok yakından tanıdığım arkadaş diyor bunları. Bakın ne demiş:

Sadece elini tutmaktı niyetim. İncitmeden, kırmadan. Hayallerini yıkmadan. Sadece mutlu etmekti amacım. Seni ve kendimi. Bu çekilmez hayatı yaşanabilir kılmaktı biraz olsun. 

Ne bir karşılık bekledim seni beklerken. Umudumu kaybettim ama seni kaybedemedim içimden. Solan çiçeklerimin yeniden açtığı bahar günlerini de gördüm, beyaz örtü altında yatan soğuk kış günlerini de. Bekledim gerçekten gözlerinin içine bakabilmeyi. Sonra utanıp gözlerimi kaçırmayı. 

Titreyen yüreğimin ısrarına dayanamayıp sana sarılmayı, kulağına seni seviyorum diyebilmeyi bekledim belki de. Hayat denen o karmaşık yapbozun eksik parçasıydın belki de. Bekleyip durduğum o eksik parçası. Eşi benzeri olmayan parçalardan en gereklisi. 

Evet aşk bu kadar kolay aslında. Aşık olabilmek diye bir şey yoktur aslında. Aşk, ilk görüşte başlayan tamamen karşılıkla beslenen bir havadır aslında. Evet havadır. Her yerde soluduğun, içine işleyip duran, içini yakan bazen de nefes almanı sağlayan havadır. Havasız bıraktığı da olur öldürdüğü de. Zehirlediği de olur insanı. Ama yaşarız aslında hepimiz. Tabi ne kadar yaşamak denirse buna. 

Elveda diyebilmektir bazen de aşk. Hatıra sandığına özenle sarıp koyarsın. Hiç bozulmadan öylece duracak şekilde. Ama hiçbir zaman da açılmayacak şekilde kapatırsın sandığını. 

Ve susmaktır aşk. (alıntıdır)

 

Bir Cevap Yazın