Pencere

Bıraktım dünyayı dönsün kendi halinde. Oturup izlemek varken sadece. Pencereden izlemek varken olan biteni, seyreylemek bütün pisliği… Ama içerde durmak da yetmiyor. Yükselen sular penceremden içeri sızıyor. O çıkmak istemediğim sular beni gelip boğuyor. Ya içeride boğulmak ya da dışarıda azgın dalgalarla boğuşmak. Yüzmeye çalışırken dibe vurmak. Ya da en iyi ihitmalle bir kara parçasına ulaşmayı başarabilmek.

İşte o sular paçalarımı ıslatmaya başladı bile. Soğukluğuyla irkildim. İstediğim sadece dalgaların sesini duymaktı. Elimi uzatıp istediğim kadarını almaktı belki de.

Kaçmak kurtulmak değildi hayalim. İçeride kalıp kendimi korumaktı sadece. Ama başka çare görünmüyor gibi yaşamak için. Ama pencerelerden dışarı atmak kendini hiç de kolay değil. Ansızın gelen dalgalar içeri tıkıyor bedenimi, ruhumu… Fırtınalar esir etti beni bu saklı dünyama. Daha yeni kurudum sayılır. Şimdi hiç zamanı değil yeniden sırılsıklam olmanın. Ama uzaklardan bana el sallayan o yeşilliklere aldanırım belki. Ya da içeride kalıp yavaş yavaş ölmeyi tercih ederim…

Bir Cevap Yazın