Galiba Bunadım…

Bazen boşvermişlikle yaşadığım olmuşsa da son zamanlarda boşvermişlikle yaşadığımın bile farkına varamayacak kadar vurdumduymaz yaşadığımı söyleyebilirim. O kadar ilerledi ki bu illet, artık sabah ne yaptığımı ya da arkadaşlarla geçirdiğimiz güzel günleri bile hatırlamamaya başladım.  N.G.U. tarafından bana farkettirilen bu gerçeklik, derinden sarstı beni. Şunu hatırlıyor musun şöyle olmuştu dedi. Yok dedim. Şunu hatırlamıyor musun dedi. Ona da yok dedim. Anladım ki gerçekten bunamaya başladım. Ya da düzgün hissettiğim psikolojimin aslında sadece gizli kalmış odalarda saklanan hastalıklarından kurtulmaya çalıştığını farkettim.

Şimdi oturup uzun marlboro eşliğinde bunları yazmak da zor geliyor aslında. Tıpkı uzun yol şoförleri gibi hissettiriyor insanı. Gideceğim yol belli. Geçtiğim kadarı pek önemli değil. Hedefe doğru ağır ağır sabırla ilerlemek. Önüme çıkarsa bir şey ya direksiyonu kırarım. Karnım acıkınca bir tesise saparım. Ama hepsi gelip geçecek. Hedefe ulaştığında bu yol bitmiş olacak. Başka bir yolda buluşmak üzere deyip gideceksin.

Gitmek. Gitmeyi sevme boşver. Gitmek pek kötü bir şey olmasa da sevme yine de. Asıl en kötüsü gitmek zorunda olmaktır. İşte öyle olunca ne kaldığından zevk alırsın ne gittiğinden. Git şimdi ama gitmek zorunda kalma sakın…

Bir Cevap Yazın