Kaybolmuşluklar

Her boş inanışın altında bir kaybolmuşluk yatar.  Pembe bulutlar altında sıcak, üşütür insanı. Korkular bir kat daha üste çıkar. Kaplar masmavi sandığımız gökyüzünü. Ama görmez olur gözler, avare arar durur renkleri.

Sıcak bir nefes daha çekersin zehirden. Bulanık zihin ırmaklarından, belli belirsiz akar gider çabucak sular. Ne engel olabilirsin ne elinde tutabilirsin. İşte tam denizle buluştuğu yerdesin şimdi. Ne geriye ne de ileriye gidebilirsin. Kızıla çalan renginle çöker kalırsın olduğun yere. Denize hasretsin ama bulamazsın o enerjiyi. Ne de seni sen yapan o karlı dağlara ulaşabilirsin artık.

Ağacın yeşil olduğu, sonra yanıp kül olduğu uzak ormanlardan süzülüp gelmişsin. Melek saflığında görürsün dünyayı. Bekler durursun tutup çıkarsın seni diye. İşte o anda demeye gücün yetecek bir kaç cümle: “Ben buyum, böyleyim. Ne beni değiştirmeye çalış ne de benden mucize bekle. Sadece elini uzat. Bu yaşamama yeter…”

You May Also Like

About the Author: t4h4bx

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir