O Gün, Biraz Bahar, Çok Mutluluk Vardı…

Baharı hissedemeyecek kadar yoğundu herşey. Hiç beklemediğim bir rüzgar esip, bahar havası dolacaktı açık penceremden odama. Ben ise uyanık bir uykuda gibi seyrediyordum herşeyi sadece. Evet tam da o günden bahsediyorum. Seneler önce bugünden…

Herşey bir rüya gibi sürüyordu sanki. Belki saniyeler değil de seneler kadardı ama yine de bir rüyaydı. Uyanık ya da uyuyor olmak değildi. Sadece bir rüyaydı işte. Uzak diyarlardan, yakın birisi vardı artık. O kadar yabancı ama o kadar tanıdık.  Ne olduğumu anlamamış bir halde, şaşkın bir ördek yavrusu gibi davranmaktan öteye gidemediğim bir gündü.

Evet o özlem tekin şarkıları çalıyor halen. Ve sebebini bilmediğim bir karın ağrım var şimdi. Sigaram, ruhuma ilaç bedenime zarar. Yazmaktan korkar olmuş bir halde kelimelerden bir demet seçiyorum sadece. Yazmıyorum çünkü şarkıdaki gibi herşey “ne kaldı hikayemizden”. Hikayemiz bitmişti artık, masal olmuştu herşey. Olmayan bir yerde, olmayan bir zamanda, olmuş bitmiş birkaç gerçek dışı olaydan ibaret gibi… Ama o kadar kısıtlı değil.

Çok uzak bir yer varmış. Kimsenin gitmediği, gidenin dönmediği bir yermiş. İşte kahramanımız da oraya gitmiş bir daha da dönmemiş. Masal da burada bitmiş. Hiçkimse de öyle mutlu yaşayıp gitmemiş.

Yazabileceğim en mutlu masal bu olurdu herhalde. Herşey bu masal gibi şimdi. Daha kısa ve daha sert cümlelerden oluveriyor.

Ne bir soru gerek artık ne de bir konuşma. Yitip giden bedenlere ait ruhların bir fısıltısı bu masal şimdi. Duymayacağım toprak altından çıkacak bir sesi. Duysam da inanmayacağım…

Yine bahar, ama pencerem kapalı…

Bir Cevap Yazın