Tik Tak

saat

Saatler bitmek bilmiyordu. Bir boşlukta her yöne savrulan bir tüy gibi boşlukta ilerliyordum sadece. Çözüm arayışı bile zor geliyordu. Bütün bunlara neyin sebep olduğunu öğrenmek dahi içimden gelmiyordu. İşte bu boşlukta hayatımın en anlamsız günlerini yaşadım. En boş, en sıradan… Aslında günlerimin en dolu dolu geçmesini planladığım zamanlardan birisi idi bu. Ama her şey tersine, dibe ve de en kötüye giderken hiçbir şey yapmadan öylece bekledim sadece.

Odamda geçirdiğim süre boyunca, gün içinde zamanın durduğu engin bir denizde gibiydim sanki. Artık kendimi öyle bir kaptırmışım ki zamanın durduğuna, gece gündüz ayrımını dahi yapamıyordum. Ta ki o ana dek…

Belki çok garip gelecek belki de çok saçma. Ama odamdaki 2 saatin de pilini taktım. Başladılar tempo tutmaya. Tik, tak, tik, tak… O anda zaman yeniden başladı akmaya. Hayat koşuşturmasına kaldığım yerden devam edeceğim. Bir anda bu boşluktan çıktım, rayıma geri oturdum sanki. Tik, tak, tik, tak… Evet zaman yeniden başladı çalışmaya.

O eski telaş yeniden geldi, zaman akıyor bir şeyler yapmam lazım. Çalışmak ise çalışmak, dinlenmek ise dinlenmek. Zamanın kıymetini kulaklarımda hissetmeye başladım. İnanılmaz gibi duruyor ama hayatıma yeniden bir anlam kazandırdım. Aynı zamanda uyku sürelerimdeki anlamsızlıklardan kurtuldum. Evet, artık daha erken kalkabiliyorum…

Zamanınızı boşa harcamayın. Kendinizi ölçün. Yaptığınız ya da yapacağınız şey her neyse, ömrünüzden ne kadar yiyecek bunu düşünün.

Bir Cevap Yazın